Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Pazar, 24 Ocak 2016 18:12

Gençlik Cevheri - 28

Gençlik Cevheri - 28

Her çağda gençler kendilerine özgü özellikleri vardır ve her zaman daha fazla ilgi odağında yer aldıklarından dolayı da toplumlarda çeşitli meselelerin şekillenmesinde etkili rol ifa ederler.
Bugün gençlerin en bariz özelliklerinden biri ise, gelenek ve göreneklerle yüzleşmeleridir. Eğer biraz dikkatle bakacak olursanız, günümüz gençliği arasında yaygın olan adetler, gelenek ve göreneklerin bizimkilerle çok zarif ama bariz farklılıkları görebilirsiniz, öyle ki bazen hatta pek fazla bu konunun üzerinde odaklanmadan bunu görmek mümkün. Eğer aile yaşamınızın en önemli erkanlarından biri olan bir gençseniz, o zaman sizi kastediyoruz demektir. Konu biraz önce değindiğimiz gelenek ve görenekler gençlerin yaşamı ile irtibatıdır. Üstelik 21. Yüzyıl olarak adlandırdığımız tarihin şu hassas diliminde söz konusu olan yaşamdan söz ediyoruz. Öyle bir yaşam ki gençler bu yaşamın gelenek ve göreneklerinden sıyrılarak kendilerini modern göstermeye çalışır. Sanki bu gelenek ve görenekler onlar için ayak bağıdır ve bu da mevzu bahis açık farklılığı daha da belirgin hale getirir.


Çeşitli toplumlarda insanların güncel yaşamının birer parçası olan geleneklerin müspet ve menfi olmak üzere iki boyutu vardır ve devranın değişmesi ile bunlar da değişime uğrar. Gelenek ve göreneklerin olumlu yönleri insanların manevi, ahlaki ve sosyal açılardan gelişmelerine vesile olurken, olumsuz yönlerin insanın gerilemesine ve alçalmasına yol açar.
Körü körüne taklit etmek, geleneklerin olumsuz yönlerinden biridir ve Kur'an'ı Kerim bu durumu insanı helak eden etken olarak saymış ve şöyle buyurmuştur: Müşriklere İslam dinini izleyin dendiğinde, onlar şöyle cevap verir: biz atalarımızın geleneklerini izleriz.
Günümüzde bir çok genç insan gelenekleri ayak bağı gibi görür ve bu tür sözlerin devri geride kaldığına inanır ve onlara göre artık hurafe haline gelen eski gelenek ve görenekler bir kenara bırakılması gerekir.


Oysa gerçekte bizler geleneklerimizle ayaktayızdır. Aslında gerçek şu ki her millet, tarihi ile ayaktadır ve geçmişlerinin gelenek ve görenekleri bu tarihte önemli ve kalıcı bir yeri söz konusudur. Bunların arasında insanların duygularını, sosyal ilişkilerini ve davranışlarını takviye eden geleneklerin yeri ayrıdır.
Kur'an'ı Kerim iyi gelenekleri inşa edenleri takdir etmiştir. Gerçi bazıları yeni dünyada geçmişlerden miras kalan geleneklerin ve yaşam tarzı, baştan başa değişen şimdiki dünyada yaşamak için güvenli bir kılavuz olamayacağını düşünür. Bu dönem, geçmiş yaşamla ilgili bir çok varsayım ve ilke, sürekli olarak felsefe ve bilim tarafından sorgulanan bir dönemdir. Öte yandan hiç bir insan ve hiç bir toplum geçmişinden ve çevresini saran kültürden bağımsız hareket ederek yeni dünyanın sorunları ile baş edemeyeceği kesindir. Nitekim hepimiz ve her toplum, kökleri geleneklere uzanan bir kimliğe sahiptir.


Çağımız gençliği yeni bilim ve teknolojiye bağımlıdır ve farkında olmadan sevgisizliği, duygusuzluğu ve ebeveynden ayrılmayı tecrübe eder. Genç insan geçmişleri kayıtsız şartsız izlemeyi asla benimsemediği gibi, sadece ebeveynini körü körüne taklit etmeyi de ve hatta bilginlerin sözünü delillere dayanmadığı takdirde kabul etmez. Bir başka ifade ile çağımız insanı ve özellikle gençler, geçmişlerimizden miras kalan her şeye sorgulama gözü ile bakar ve her şeyi bilim ve tecrübe nuru ile aydınlatmayı ve doğruları yanlışlardan ayırmaya çalışır. İnsanlar gerçi Rönesans çağında biraz aşırıya kaçtı ve geçmişle ilgili tüm kazanımları reddetti, fakat günümüzde tüm bunlara sorgulama gözüyle bakar ve onları kabul etmek veya reddetmek üzere bir yol bulmak ister.


Sosyoloji hocası Esedullah Rızai şöyle diyor: hali hazırda gençlerin zamansal kapasiteleri çok farklıdır ve hakim kültürde karşı karşıya bulunduğumuz durumda ebeveynlerimizin kriterleri asla günümüz gençliğinin ihtiyaçlarını karşılamaya yetmiyor ve bu yüzden da Batı'nın kopuk kültürü bir çok durumda galip geldiği gözleniyor. Örneğin eski usul evlilikler günümüz gençliği tarafından asla benimsenmiyor. Gerçekti şimdi hepimiz gelenek ve modernite arasında bir savaşa şahit olmaktayız. Bu değişimin bir yönü gençler için izdivaçta zorunluluk faktörünün ortadan kaldırılmış olmasıdır. Günümüzde medya ve özellikle uydu kanalları düşünceleri büyük oranda değiştirmiştir. Oysa şu modernite bile iletişimde kopuklukları söz konusudur ve içinde boşanma ve sevgisizlik gibi etkenleri barındırır.
Üniversite hocası Rıza İbadi de şöyle diyor: günümüz gençliği bundan iki üç on yıl öncesinin gençliğinden çok farklıdır. Bu konuda söylenmesi gereken en önemli mesele, dünkü gençliğin bugünkü gençliğe kıyasla onurlu, saygın ve mert oluşudur ve görünen o ki bugünkü ailelerde gençler zamanla ve modern yaşan tarzı ile bu tür özelliklere yabancı oluyor.


Bu arada sosyal adetlere ve geleneklere değer vermenin ve onlara uymanın gençleri kontrol altına alan etken olduğu unutulmamalıdır. Bu gelenek ve görenekler hurafe çemberinin dışında oldukları takdirde gençlerin sapmasını ve heba olmasını engelleyecek en önemli etkendir ve genç kuşağın yaşamı boyunca sözden amele ve karardan uygulamaya kadar her alanda uyulması gereken etkendir.
Gelenek ve göreneklere uymak toplumun belli ve has bir kesimine özgü değildir. Nitekim Kur'an'ı Kerim'de kadınlardan cahiliye kadınları gibi kendilerini başkaları için bezememeleri ve cahiliye kadınlarının yanlış geleneklerini izlememeleri istenmiştir. Bu yüzden genç kızlar ve erkekler tahrik edici veya başkalarının şehvetini uyandıracak veya toplumda parmakla gösterilecek şekilde giyinmemeleri gerekir. İslam düşmanları bu tür meselelerin üzerinde büyük yatırımlar yapar ve Batı kültürünü yaygınlaştırmak ve insanları yapıcı kültürlerinden boşaltmakla İslamî topluma darbe indirmeye çalışır. Daha net bir ifade ile, toplumda dini ve milli duyarlılıklar zedelendikçe veya yok oldukça, kültür daha da kırılgan hale gelir. İslamî toplumlarda sosyal gelenek ve göreneklerden biri gençlerin ev ortamında edepli olmaları ve çirkin sözcükleri telaffuz etmekten kaçınmalarıdır. Gençler ebeveyn karşısında alçak gönüllü olmalı ve hiç bir koşul altında onlara karşı agresif davranmamalıdır.


Gerçekte günümüz dünyası tüm ilerlemelerine ve yeni teknolojilerine karşın sosyal geleneklere ve göreneklere uygun bir alternatif sunamamıştır. Ahlak ilkeleri ve değerlerinin çöküşü, bekar yaşam eğilimi, toplu faaliyetlerden uzaklaşmalar ve bireysel hareketlere eğilim, günümüz insanı ve özellikle gençleri benimsedikleri olumsuz durumlardır. Bu durum geleneksel toplumlarda da hızla yayılmaktadır, öyle ki genç kuşak artık eski geleneklere duyarsız olmaya başlamıştır. Belki de günümüz gençliği hızlı akli gelişme yüzünden bağımsız olmaya daha eğilimli olmaya başladıkları söylenebilir, fakat gerçek başka bir şeydir ve insanların ben eksenli olmaya eğilimli olması bir nevi sosyal bozukluk olarak tanımlanır ve bu durumun tesirleri toplumun çeşitli boyutlarında ve sosyal ve siyasi ve iktisadi alanlarda kendine gösterir.
Amerikalı filozof Fukuyama'ya göre günümüz yaşamının kalitesi ve ahlakının kısıtlı olması yüzünden hepimiz tedrici bir çöküşe şahit olacağız. Bu çöküş ahlaki açıdan kurumlarda ve en çok da ailelerle yaşanacaktır.


İşte bu noktada İslam, Kur'an'ı Kerim ve sünnete rücu etmek, en güzel yaşam tarzını belirler ve gençlere en doğru yolu gösterir. Yanlış geleneklerle mücadele etmek ve zararlı olanlarını yok etmek, insanlara ve ailelere ve gelecek kuşaklara en büyük hizmettir. Zira nice insanlar ve aileler yanlış gelenekler yüzünden ağır bedellere katlanmak zorunda kalmıştır.
Gerçekte bazı yanlış gelenekler gençlerin yaşamı ve geleceği üzerinde olumsuz etki yapar ve onların hakiki huzura kavuşmalarına mani olur. Bazı toplumlarda ve bir çok ailede yanlış geleneklerden biri, izdivaç gibi önemli ve kader belirleyici bir durumla ilgilidir. Nitekim geleneklere uymak veya onuru korumak ve benzeri bahaneler yüzünden gençlerin yaşamının en güzel hadisesi korkunç bir kabusa dönüşebilir. Bu tür yanlış yaklaşım yüzünden bir çok genç insan aile ocağını kurmaktan vaz geçmiş ve bir çokları da bu yola büyük sorunların gölgesinde adım atmak zorunda kalmıştır.


İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei, yanlış gelenekleri izlemeyi reddettiği beyanatında İslam dini ve tealimi gençler için en güzel klavuz olduğunu belirterek gençlere şu tavsiyede bulunur:
İzdivaç konusunda İslam'ın kutsal şeriatı cahiliyenin şartlarını bertaraf etti ve bir dizi yeni şartların ve geleneklerin temelini attı. Eğer bizler nikah ve izdavaç meselesi İslam'ın men ettiği şartlardan uzak olması ve İslam'ın temelini attığı şartlarla bezenmesine zemin hazırlayacak olursak, bu durumda nikah ve izdivacımız İslam'a uygun ve İslam Peygamberi'nin –s– rızasına göre olacaktır. Bu durumda hayat güzel olur ve karı koca iyi geçinir. Eğer maazallah İslam'ın men ettiği ve çöpe attığı şeyleri bizler izdivaç anlaşmasına karıştıracak olursak, o zaman nikahımız cahiliye nikahı ve işimiz de cahiliye işi olacaktır.015

 

Benzer Öğeler (etikete göre)

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile