Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Cuma, 06 Kasım 2015 15:02

Buzdolabından, önce başkanlık çıktı

Buzdolabından, önce başkanlık çıktı

Mustafa Ünal

Başkanlık sistemi 7 Haziran seçimlerinin konusuydu. Erdoğan şehir şehir dolaştı, ‘cumhurbaşkanı' sıfatına aldırmadan meydanlara çıktı ve ‘400 milletvekili' istedi. Hedef anayasayı değiştirecek çoğunluğu elde ederek başkanlık sistemine geçmekti. Model de belliydi: Türk tipi başkanlık.Davutoğlu sıcak bakmadı. Açıkça itiraz de edemedi. Seçim beyannamesine yazdı. Mitinglerde de mecburiyetten dil ucuyla başkanlık mevzusuna girdi. AKP'de başkanlık konusunda konsensüs yoktu. Kimisi fısıltıyla konuştu kimisi açıktan. Eski Cumhurbaşkanı Gül sesini yükseltenlerdendi. 'Türk tipi başkanlık olmaz.' dedi. Sonuç hüsran oldu. Sadece başkanlık değil tek parti iktidarı da gitti. Halk başkanlık sistemine 'vize' vermedi. Yeşil ışık bile yakmadı. O kapıyı tamamen kapattı. Mesajı herkes aldı. Davutoğlu 'O iş bitti.' dedi. Ve başkanlık konusu buzdolabına kaldırıldı. Ardından çözüm süreci.

Yıllar öncesinden değil 5 ay önceki siyasi tablodan söz ediyorum. Saray'ın başkanlık hevesi bitmedi. 1 Kasım'da AKP'nin elde ettiği olağanüstü netice meseleyi tekrar canlandırdı. Milletvekili sayısı alt sınır 330'un altında kalsa da yüzde 49'un rüzgarı umutları tekrar diriltti. Buzdolabından ilk çıkan başkanlık paketi oldu.

Saray muhalefetten gelecek küçük takviyeyle başkanlık sisteminin kapısının aralanabileceğini düşündü. HDP belirgin şekilde tutumunu esnetti. 7 Haziran gibi katı değil. Erdoğan'a dönük 'Seni başkan yaptırmayacağız' duruşu geride kaldı. HDP'nin barajı rahat geçmesinde Erdoğan'a set çekmesinin payı büyüktü. Siyasi sonuçları da oldu: AKP sert politikanın ardından HDP ile köprüleri tamamen attı. Dolmabahçe fotoğrafı tarihe karıştı. Çözüm süreci buzdolabına girdi. Ve Türkiye 5 ay kanlı olaylara sahne oldu.

Şimdi durum farklılaştı. Parti sözcüsü Ayhan Bilgen, Celal Doğan ve Dengir Fırat gibi isimler açıkça 'başkanlık sistemini' tartışmaktan söz etmekte... HDP müzakereye açık. Kapısı arkadan sürgülü değil. Onların da talebi var. Çözüm sürecini yeniden canlandırmak. İmralı trafiğine işlerlik kazandırmak.

Diğer muhalefet partileri yüzde 49'un ağırlığı altında ezilmiş durumda. MHP kendi derdine düştü. Oyları geriledi. Milletvekilleri yarı yarıya eksildi. MHP lideri Bahçeli 'başkanlık sistemi'ne soğuk. Ancak içinde bulunduğu şartların güçlüğü nedeniyle milletvekillerini kontrolde zorlanabilir. AKP'den siyasete devam eden Tuğrul Türkeş'in devreye girmesi sürpriz olmaz. Türkeş '5. parti' senaryolarının odağındaki isimdi.

Oy oranı ve milletvekili sayısını korumuş olsa da AKP'nin ezici üstünlüğü CHP'de moralleri bozdu. Koalisyon umutları vardı. Bırakın koalisyonu AKP anayasayı değiştirecek gücün eşiğine dayandı. Yüzde 49'u arkasına alan Erdoğan muhalefetin dağınıklığından istifade edebilir. Davutoğlu'na 'öncelikle konu' telkininde bulundu bile. Meclis açılır açılmaz AKP'nin gündeme taşıyacağı ilk konu 'yeni anayasa' olacak. Yeni anayasadan murad sistem değişikliği. Parlamenter yapıdan başkanlık sistemine geçiş.

Davutoğlu'nun 'gönülsüz' olduğunu tahmin etmek zor değil. Bu, kendisini zayıflatması ve elindeki gücü devretmesi anlamına geliyor. Erdoğan'a direnebilir mi? Açıkça 'hayır' diyemez. AKP'de safları ne kadar sık tutacağı önemli. Küçük fireler sonucu etkiler. Gevşek durması bile kaderini belirler. 367'ye ulaşarak referandumsuz değişiklik zor.

Olmadı 330'la halka gitmek. Saat işlemeye başladı. Halk cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 52, 1 Kasım'da yüzde 49 verdi ama konu başkanlık olunca tercihinde radikal değişikliklerin yaşanması olası. 7 Haziran örneği ortada. Yüzde 49 AKP'nin gücü değil, konjonktürel skor. Her maçta yani her seçimde tekrarlayamaz. Vatandaşı 1 Kasım'da sandığa yönelten etkenlerle başkanlık oylaması bir değil.

Başkanlık sistemi 7 Haziran'da konduğu derin dondurucudan çıktı ısınmaya başladı...

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile