Bu site kapanmıştır. Yeni sitemiz: Parstoday Turkish
Pazartesi, 22 Aralık 2014 10:11

Erdoğan ve Gülen’in ortak yönleri çok fazla

Erdoğan ve Gülen’in ortak yönleri çok fazla
Orhan Dede
Hükümet ile cemaat kavgası artan kılıç şakırtıları arasında hızlanarak devam ediyor. Anlamlı tarihlerde başlayan operasyonlar, karşılıklı açıklamalar ve sahibi meçhul internet sitelerindeki açıklamalarla rakipler birbirlerini alaşağı etmeye çalışıyorlar. 
Bir cephenin başına Cumhurbaşkanı Erdoğan var, öteki cephede ise Fetullah Gülen.
Bugün karşı cephelere düşmüş olsalar da AKP’nin iktidar olduğu 11 yıl boyunca Erdoğan ve Gülen bu yollarda beraber yürüdüler, aynı yağmur altında ıslandılar, aynı havayı teneffüs ettiler.
Aynı yolda yürürken birbirlerine ifade ettikleri iltifatlar, yollar ayrılınca eleştiri sınırlarını zorlayan hakaretlere dönüştü.
Konjonktür yollarını ayırmış olsa da Erdoğan ve Gülen’in ortak yönleri çok fazla.
Bu ortak yönlerden biri diyalog. Erdoğan da Gülen de dinlerarası diyalog konusunda birbirlerinden farklı düşünmüyorlar. Fetullah Gülen Vatikan projesi olan dinlerarası diyalog konusunda dönemin papası Papa II. Jean Paul’e verdiği mektupta “Papalık misyonunun bir parça olmak” istediğini yıllar önce dile getirmişti. Dinlerarası diyalog konusunda yaptıkları hizmetlerle hem Gülen hem de camiası papalığı kendilerinden razı ettiler. Erdoğan da hem başbakanlığı döneminde hem de cumhurbaşkanlığı döneminde dinlerarası diyalog kapsamında çok sayıda icraata imza attı. Bunları saymakla bitiremeyiz.  
Erdoğan-Gülen ikilisinin bir diğer ortak yönü İsrail konusundaki gerçek yaklaşımlarıdır. Mavi yardım gönüllüsü Türkleri İsrail Marmara saldırısında katlettiğinde Gülen, İsrail’in otoritesine saygı duyulması gerektiğini açıklamıştı. Bir taraftan kameralar önünde İsrail’e karşı ‘one minute’ şovlarına imza atan Erdoğan’ın başında olduğu dönemde hükümet ise kriz başlamadan önce ailece görüştükleri Suriye Lideri Esad’dan İsrailli ajan Eli Cohen’in kemiklerinin İsrail’e verilmesi için ricacı oluyordu. İsrail’e faydalı politika ortaya koymakta Gülen’i fersah fersah geçen Erdoğan’ın başında olduğu AKP hükümeti amacı İsrail’i korumak olan füze kalkanının Malatya Kürecik’e yerleştirilmesine de izin verdi. 
Saymakla bitiremeyeceğimiz Erdoğan ile Gülen’in ortak yönlerinden birisi de ABD’yle olan yakın ilişkileri. 
Bugün hükümet cephesi Fetullah Gülen’i Pensilvanya’da ABD’nin korumasında olduğunu söyleyerek eleştiriyor. Gülen bazı yazılarında ‘ABD’yle işbirliği yapmadan dünya üzerinde hiçbir şey yapılamayacağını” ifade ederek ABD’nin gücüne olan imanını zaten ortaya koymuştu. Sayın Erdoğan’ın ABD’yle yakınlığı ve ilişkileri ABD himayesindeki Gülen’i bile geride bırakacak kadar güçlüdür. Erdoğan ABD’nin ortaya koyduğu Büyük Ortadoğu Projesi’nde eş başkandır. Üstelik ABD’deki bazı Yahudi kuruluşlar Gülen’e değil, Erdoğan’a cesaret madalyası verdiler.
Hemen hemen her konuda geride bıraktığı Fetullah Gülen’i Cumhurbaşkanı Erdoğan, Papa’ya hürmet etme konusunda da geri bıraktı.
Fethullah Gülen dönemin papasına 1998 yılında verdiği mektuba “Pek muhterem Papa cenapları” diye başlıyordu. Sayın Erdoğan ise Cumhurbaşkanlığı olarak hizmet veren Ak Saray’da ilk misafir olarak ağırladığı Papa Fransuva’yı “kutsiyetpenah” olarak niteledi. Kutsiyetpenah kelimesinin “sığınılacak kutsal yer” anlamına geldiğini ifade edelim.
Fethullah Gülen ile Tayip Erdoğan arasındaki en büyük ortak yönlerden birisi bence Kelime-i Tevhit konusundaki tutumları olsa gerektir. Gülen, Kelime-i Tevhit’deki ‘Muhammedun Resulullah’ ifadesinin kemal ifadesi olduğunu söyleyerek tevhidi ‘Lailaheillallah’a indirgerken, başında Erdoğan’ın olduğu hükümet döneminde ise Din Kültürü Ahlak Bilgisi kitaplarından Kelime-i Tevhit’in ikinci kısmı olan ‘Muhammedun Resulullah’ bölümü tamamen çıkarıldı.
AKP hükümeti döneminde “Ya Allah Bismillah” denilerek açılan kiliseler, Haçlı Seferlerini başlatan Papa’nın heykeli altında AB anayasasına atılan imzalar, bizzat Erdoğan tarafından 4 hak dinden bahsedilmesi ve işgalci ABD askerleri için Erdoğan’ın “Irak’taki erkek ve kadın cesur Amerikan askerlerinin sağ-salim ülkelerine dönmeleri için dua ediyorum” demesi Erdoğan’ın bu kapsamdaki icraatlarda Fethullah Gülen’i geri bıraktığını gösteriyor. 
Asıl soru şu; 
Burada bazılarını dile getirdiğim Gülen-Erdoğan ortak yönleri saymakla bitiremeyeceğimiz kadar çokken ne oldu da bugün böyle ayrı düştüler? 
Anlaşılan o ki, “askerin, yargının ve derin devletin vesayetinden devleti kurtaracağız” diyerek yola çıkanlar, boşalacak vesayet boşluğunu doldurma konusunda kavgaya tutuştular. 11 yıl paralel kardeşliğiyle ülkeyi yönetenlerin dün hiçbir rahatsızlık duymadıkları paralel yapılanmayı bir anda bütün sorunların kaynağı görmelerinin başka bir izahı yok.
Türkiye’nin hükümet ya da cemaat vesayeti altına girmesinin haddizatında millet için hiçbir farkı yok.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile